• Anasayfa
  • Yazarlar
Perşembe, 20 Ağustos, 2026
  • Giriş
  • Kayıt Ol
Hür Havadis
Advertisement1
ADVERTISEMENT
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
11 °c
Ankara
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Hür Havadis
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Anasayfa Kültür ve Sanat

YAMAN OLUR HARPUTLU’NUN SEVDASI

Şeyda Erdal Yazar Şeyda Erdal
5 Ağustos 2021
Kültür ve Sanat
0 0
0
GERİYE KALAN BİR YUDUM VEDA BUSESİ
0
PAYLAŞIM
0
GÖSTERİM
Share on FacebookShare on Twitter

Harput’ta yaşantı artık tek düzelikten çıkmıştır. On dokuzuncu asrın sancılı günleri en acımasız ve en tipik tarihi
olaylarını yaşanmaktadır.

Henüz harbin yaraları çok tazedir ve yaralar kanamaktadır. Yıllar yılı debdebelerle geçmiş
olan Harput yaşantısı üzerine bir kâbus çökmüştür. Birkaç yıl öncesine kadar hiç kimse ne olup bittiğinin farkında
değildir. Bir İmparatorluğun bitişine şahit olduklarının bilincinde değillerdir. Ne Harput ve ne de Harputlu’lar, Harputun
bittiğini gün be gün tükendiğini yeni yeni fark etmektedirler. Her geçen gün Harput’ tan bir şeyler kopartmakta, bir
şeyler götürmektedir. Harput ahalisi yavaş yavaş Mezraya bir göç telaşı içine girmişlerdir. Dünya Sosyoloji tarihinde
eşine ender rastlanılır olaylar Harput’ta cereyan etmektedir ki, kocaman bir şehir ahalisi evlerini kendi elleri ile yıkıp,
aşağıdaki ovaya, mezraya göç yaşamaktadır.

Hiç kimse de bu işe akıl sır erdirememektedir. Bazı devlet memurları da,
tayin isteyip gitmektedirler. Rahmetli babam Yusuf BİCAN, o yıl on altı yaşındadır. Harput’ta bu göç hareketi sürdüğü
sıralarda, babam da düzenli olarak atı ile mezraya gidip, işlerini halledip tekrar Harput’a dönmektedir. (Ben, o yıllarda
yaşanan bu sevda olayını, babam bir arkadaşına anlatırken dinleyip şahit oldum. Babamın çok sevip saydığı Hamedili
Veli Efendi adında bir arkadaşı vardı. Onun için, ‘Veli, insanın namusunu emanet edebileceği bir dosttur.’ derdi. Veli
Efendi bir gün babamı ziyarete gelmişti.

Evimizin bahçesinde oturuyordu. Annem çay yapmış, ben ise çayları
dolduruyordum.

Tarih 25 Nisan 1966, -iki gün önce 23 Nisan Bayramına katılmıştım, oradan hatırlıyorum- erikler çiçek
açmıştı.) Veli efendi, erik çiçeklerine bakarak “Yusuf, bu kaçıncı erik çiçekleri?” deyiverdi. Babam, “Kırk yedi…” derken
gözlerinden bir damla yaş düştü. Şaşırmıştım, babam durduk yere neden hüzünlenmişti. Veli efendi, “Hele anlat, nasıl
olmuştu o iş?” dedi. (Babam anlatırken sanki ben orada yokmuşum gibiydi. O sadece Veli efendiye anlatıyordu. Çünkü
çocukların yanında aşk meşk hikâyeleri anlatılmazdı.

Çok merak etmiştim. İyi ki de dinlemişim. O gün çok hoşuma gitti.
Hiç mi hiç unutmadım. Bundan sonrasını babam şöyle anlattı.) “Veli, yaşım atmış üç oldu. Olayın üzerinden kırk yedi
yıl, evet, tastamam kırk yedi yıl geçti. Erikler, tam kırk yedi kere meyve verdiler, çoğu kuruyup gitti. Her günkü gibi,
bizim beyaz ata binmiş Mezre’ye gidiyordum.

Harput’un çıkışındaki çıkmalı evin pencere camı birkaç kere çalındı. Hem
de o kadar şiddetli ki, cam kırılacak gibiydi. Bakıp bakmamakta tereddüt ettim. İçimden bir ses, dönüp bak, dedi. Dönüp
bir baktım ki, ne göreyim, bir ay parçası, bir huri kızı, başından oyalı yazması kaymış, bir çift yeşil gözle gülüyor. Eliyle
‘gel gel!’ diye de işaret ediyor… Deli olacağım. Sabahın bu vaktinde rüya mı, hakikat mi farkında değilim. Harput gibi
bir yerde, çok ender rastlanabilecek bir durumdu. Bir kızın böyle serbest, böyle özgürce hareket etmesi pek normal
karşılanmazdı… Yaklaştım atı pencerenin altına çektim. ‘Yusuf!’ dedi. Adımı bile biliyordu. Ama ben, daha önce onu
hiç görmemiştim. Gözlerim, gözlerine takılı kalmıştı. Dilim tutulmuştu. O konuşuyor, ben dinliyordum. Ama cevap
veremiyordum. Nutkum tükenmişti. İçine düştüğüm o iki yeşil göz, beni esir almıştı. Kız, sarı ipek saçlarını da hiç
gizlemiyordu. O an, o sarı ipek saçların bir ömür boyu, boynuma dolanıp kalacağını bilmiyordum. Dalıp gitmiştim…
‘Yusuf, al sana bir kara erik yolda yersin’ dedi. Eriği aldım. Erik değil, sanki gökteki dolunayı bana vermiş gibiydi. Alıp
mendilimin içine koydum. Sonra ‘Yusuf, beni buradan al. İstersen dünyanın ötesine gelirim. Ama beni mutlaka al. Yeter
günlerdir yolunu beklediğim. Dün gece uyumadım, bekledim sabaha kadar. Uykuda kalırsam seni göremem diye çok
korktum…’ dedi. Sadece, ‘Peki peki, tamam…’ diyebildim.

Ah bu cahil kafam, niye acele edip de, o gün alıp gitmedim.
O gün Mezre’ye de gitmedim. Atımı eve çevirdim. Meydan mahallesine bir rüzgâr gibi girdim. Anam, Pembe Hanım,
pencereden görüp korkmuş. Yusuf niye böyle telaşla erkenden geri döndü diye. Hemen aşağıya, kapıya inmişti,
‘Oğlum, hayrola. Bu halin ne böyle?” dediğini duyar gibiyim. ‘Ana’ dedim ‘gir içeri kapı ağzında anlatamam. Ben bittim.’
Anamın gözleri büyüdü birden. ‘Hayrola ne var oğul’ dedi. Bir solukta olanı biteni anlattım. Anam kahkahalarla gülmeye
başladı. Ben bu defa anama kızıyordum. İşin ciddiyetini anlamamış gibi davranıyordu. ‘Ana, gülmeyi bırak. Eğer o kızı
yarın bana istemezseniz şu Harput Kalesi var ya; giderim, oradan kendimi aşağıya atarım. Bütün Harput da bana
ağlasın, sen de ağla.’ dedim. Anam, ‘Delisin sen.’ dedi. ‘Bir kız için insan kendini kaleden mi atarmış; o kız senin gadan
ala oğul, bir çaresine bakarız.’ derken işin ciddiyetini de anlamıştı. Anam da, ben de, sabaha kadar yatamamıştık.
Anam endişe duymuştu. Bense hayaller ülkesindeydim. Sabaha kadar düğünümüzü hayal ettim. ‘Yusuf beni buradan
al!..’ sözü sabaha kadar kulaklarımda çınladı durdu.

Anam konuyu babama açtığında, babam pek önemsememiş. Kızın
ailesini, babasını çok yakından tanıdığını, memur Mehmet Efendi’nin kızı olduğunu, bize de münasip bir gelin
olabileceğini belirtmiş. Lâkin işlerinin o günlerde çok yoğun olduğunu; Halep’e külliyetli miktarda gön ve tabaklanmış
hayvan derisi göndermesi gerektiğini, askeriyenin ayakkabı ihtiyacının çok önemli olduğunu falan söylemiş. Bense, bu
arada, geçen üç günümün, üç asır gibi geçtiği biliyorum ama sonradan bir ömre bedel olacağını bilmiyordum.


Dördüncü gün; babamın yüzüne bakarak -o devirde bir evlât babasına böyle bir konuda asla bir şey söyleyemezdi-
‘Baba, benim işim ne oldu?’ dedim. Babam, şöyle cevapladı: ‘Galiba geç kaldık. Mehmet Efendi’nin tayini Payitaht’a
çıkmış. Üç gün önce gitmişler…’ Gök kubbe başıma düşmüştü. Başım dönüyordu. Yine dilim tutulmuştu. Öylece
babamın yüzüne bakıyordum. Babam durumumu görünce sarsıldı.

‘Demek bu kadar önemliydi.’ dedi. Yüzümü öptü.
‘Sana çok daha güzel bir eş alacağım, merak etme; unutursun bu günleri, sonrada gülersin haline.’ diyerek elimden
tutup yukarıya çıkardı. Divanın üstüne abanmış ağlıyordum. Babam ‘Hiç görülmemiş bir şey…’ dedi. Babamın cevabı
kulaklarımda çınlıyordu; ‘Onlar gitti, şimdi üç günlük yoldalar…’. Üç günlük yol nedir ki, bilmiyordum. Sandım ki,
dünyanın öteki ucuna gitmiştiler. Oysa, olsa olsa Kömür han Köprüsü’nü ya geçmiştiler, yahut oradaydılar. Bu günkü
aklım olsaydı, gider bulurdum onu. Niye biliyor musun? Ben ona söz vermiştim. O bana gönül vermişti. Ama o gerçeği
bilmiyordu. Bilmeyecekti. Mutlaka intizar etmiştir bana.” Cüzdanından bir kara erik çekirdeği çıkardı. “İşte bana bu kara

eriği vermişti. Eriği yemeye kıyamadım. Mendilimin içinde çürüdü. Sadece çekirdeği kaldı. Askere giderken de yanım
da götürdüm. Tam yarım asır geçti. O nerededir şimdi? Veli kardeş, bir haber alsam, bilsem yerini, gider bulurdum.
Dayayıp dizlerine başımı, derdim ki: ‘Ben sözümde durdum. Babamın da kastı yoktu. Sizin gideceğinizi nereden
bilecektim…” Bu olay Harput’ta duyulmuş. Babamın arkadaşları “O eriği niye yemedin?” diye yıllarca takılıp, şaka
yaparlarmış. Anlayacağınız dile düşmüş: “Kara erik çağala, ye ki yaran sağala” Bu olayı anlattıktan bir yıl sonra babam
vefat etti. ‘Kara eriğin çekirdeği’, hâlâ cüzdanındaydı. Sonra ne oldu, ben de bilmiyorum. Ona ve Harput’un bağrında
yatan tüm dostlara tanrıdan rahmet diliyorum. Derler ya: ‘Harput’ lu severse tam sever. Harput’un sevdaları bir ömür
sürer.’ Bu vuslata ermemiş sevda da, bir ömür sürmüş meğer…

KARA ERİK ÇAĞALA
Kara erik çağala
Ye ki yaran sağala
Hangi kitap yazir
Ben sevem eller ala

Oy nedem nedem nedem
Oy nedem nedem nedem
Yar seni alam gidem
Evi barkı terkedem

Yarin kolunda şeve
Kim odur yarim seve
Acep o gün olur mu
Alam götürem eve
SEVGİLERİMLE…

Önceki Haber

Tarihte Bugün; 5 Ağustos 1634 – IV. Murad, İçki Yasağı İlan Etti

Sonraki Haber

Ülkü Ocakları Yangın Bölgelerine Yardım Etmeye Devam Ediyor

Şeyda Erdal

Şeyda Erdal

Sonraki Haber
Ülkü Ocakları Yangın Bölgelerine Yardım Etmeye Devam Ediyor

Ülkü Ocakları Yangın Bölgelerine Yardım Etmeye Devam Ediyor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

  • 137 Takipçi
  • 23.9k Takipçi
  • 99 Subscribers
  • Tarihte Bugün
  • Çok Okunanlar
  • Yazarlar
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

31 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

30 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

16 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

13 Ekim 2021
UYANIN MİLLET TÜRKLER GELİYOR

KADROSUZLAR

4 Ekim 2021
Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

14 Ekim 2021
İsmail Tekpınar

İsmail Tekpınar (55)

Dr. İdris Tüzün

Dr. İdris Tüzün (41)

Şeyda Erdal

Şeyda Erdal (40)

Esra Çakan

Esra Çakan (38)

E. Enes Kara

E. Enes Kara (32)

Bülent Yıldırım

Bülent Yıldırım (25)

Bayram Baş

Bayram Baş (21)

Alpaslan Talha Akkurt

Alpaslan Talha Akkurt (20)

Murat Kaan ÇELİK

Murat Kaan ÇELİK (19)

Ersin Sünbül

Ersin Sünbül (19)

Serdar Cemal Süzeroğlu

Serdar Cemal Süzeroğlu (13)

Prof. Dr. Emre Güler

Prof. Dr. Emre Güler (12)

Ali Murat Duman

Ali Murat Duman (11)

Zehra Selahattinoğlu

Zehra Selahattinoğlu (9)

Osman Köseoğlu

Osman Köseoğlu (9)

Dr. Adnan Küçük

Dr. Adnan Küçük (7)

Tarık Çelik

Tarık Çelik (7)

Umur Tugay Yücel

Umur Tugay Yücel (2)

Mustafa Öztop

Mustafa Öztop (1)

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
HAYRAT YARDIM İLE SURİYE-CERABLUS İZLENİMLERİ

HER GÜN NAMAZ KILMAK USANÇ VERMİYOR MU?

1 Kasım 2021
Hür Havadis

Kaliteli, doğru, güvenilir haberi sesi olmaya çalışıyoruz.

Bizi Takip Edin

Kategoriler

  • Belediyecilik
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Kültür ve Sanat
  • News
  • Oyun
  • Politika
  • Sağlık
  • Sanat ve Kültür
  • Siyaset
  • Son Dakika
  • Spor
  • Tarihte Bugün
  • Tasavvuf
  • Teknoloji
  • Terör İle Mücadele
  • Türkiye

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021

© 2021 Hür Havadis

Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık

© 2021 Hür Havadis

Hoşgeldiniz

Lütfen bilgileriniz ile giriş yapınız

Şifremi unuttum? Kayıt Ol

Yeni hesap oluşturun!

Kayıt olmak için formu doldurunuz

Tüm alanları doldurun. Giriş yap

Retrieve your password

Şifre değiştirmek için kullanıcı adınızı veya emailinizi girin!

Giriş yap