• Anasayfa
  • Yazarlar
Pazar, 21 Haziran, 2026
  • Giriş
  • Kayıt Ol
Hür Havadis
Advertisement1
ADVERTISEMENT
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
11 °c
Ankara
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Hür Havadis
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Anasayfa Genel

BIKMADINIZ MI ACI REÇETEYİ KULLANMAKTAN?

Ersin Sünbül Yazar Ersin Sünbül
25 Kasım 2020
Genel
0 0
2
YENİ EKONOMİK GELİŞMELERİ OKUMAK

dav

0
PAYLAŞIM
0
GÖSTERİM
Share on FacebookShare on Twitter

BIKMADINIZ MI ACI REÇETEYİ KULLANMAKTAN?


Kavram Türkiye ekonomi literatürüne 1980’li yıllarda IMF kredilerinin geri
ödenmesi esnasında girmiştir. Dolayısıyla millet hafızasında kötü yer edinmiştir.
Bilindiği gibi birkaç yıl önce hükümet iradesi sayesinde IMF ile ekonomik
borçluluk ilişkisi nihayet buldu. Ancak gelinen noktada yeniden dillendirilen bu
acı reçete acaba yeniden IMF kapısını mı işaret ediyor? Ekonomi kanadının
açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla böyle bir ihtimal görünmüyor.
IMF son zamanlarda iktisadi hayatta söz sahibi değilken neden acı reçete
söylemi yeniden gündemde peki? Anlaşıldığı kadarıyla reçetenin müsebbibi
IMF değilmiş.


Neyse şimdi IMF’yi bir kenara bırakarak yeni gelişmeler çerçevesinde acı
reçeteden ne anlamamız gerektiğini tartışalım.

Acı reçeteye muhatap üç aktörden bahsedebiliriz. Bunlar Kanun koyucu, yani
reçeteyi yazan ve uygulanmasını takip eden Erk. Reçeteye uyması beklenen iş
dünyası ve Türk halkı. Son zamanlarda ekonomi medyasında iş dünyasının
bedel ödemesi gerektiğini savunan görüşe neredeyse hiç rastlayamıyoruz. Tüm
taraflar gözünü sıradan vatandaşa çevirmiş durumda.


Diğer taraftan sanırım başkaca bir çıkar yol da yok gibi!
Neden mi? Açıklayalım isterseniz.
Söz gelimi reçetenin muhatabı iş dünyası olsun. A şirketi 10 bin çalışanıyla
hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir holding olsun. Yıllık karına eşit miktarda
borçlandığını varsayalım. Zira bu krediler sayesinde her yıl %6’lık büyüme
hedefi ve %20’lik bir kar hedefi olduğunu varsayalım.


Söz konusu holdingin acı reçete ödemesi durumunda; yani artık düşük maliyetli
kredi alamayacağı için hedeflerini tutturamayacağı dahası çalışanlarının ücretini
ödeyemediği için ya işçi çıkartacak ya da faaliyetlerine tamamen son verecektir.

 

Yani esasen iş dünyasına uygulanan acı reçete hem iş dünyasını hem de toplumu
etkileyecektir.
Diğer taraftan doğrudan muhatabın sıradan vatandaş olması geçici ancak
oldukça kolay bir pansuman tedbir gibi gözüküyor. İlave vergiler koyarak
ithalatı kısıtlarsın, tüketimi azaltarak dövize olan talebin düşmesini sağlarsın.
Dahası doğrudan vergi artışı ilave bir gelir kalemi olarak hazineye artı
kaydedilir. İş bu kadar kolay.


Peki bu duruma nasıl gelindi? Öncelikle şunu belirtmek gerekir. IMF Türk
ekonomi hayatında artık etkili olmayabilir ancak unutmamak gerekir ki 2001
sonrası ilk beş yıllık ekonomik performansın mimarı kabul etmesek te etmesek
te IMF’nin tamda kendisidir. Derviş döneminde IMF ile imzalanan anlaşmalar
çerçevesinde en azından 2001 2008 döneminde oldukça tatmin edici bir
ekonomik performansa imza atılabildi. Konu ile ilgili ileri araştırma yapmak
isteyen dostlar Washington uzlaşısı ve Post Washington uzlaşısının ülkelere
dayattığı konulara göz atabilirler.


Dahası vahim olan ise IMF’den %0,5’lerde maliyetle alınabilen kredi artık diğer
enstrümanlar yoluyla (doğrudan kredi, devlet borçlanma senetleri, menkul
kıymetler borsası ile ihraç edilen pay senetleri, SWAP vb.) küresel kapitalist
aktörlerden bunun krediler bunun kat be kat fazlasına mal olabilmektedir.
Burada anlatmak istediğimiz yeniden IMF’nin kapısına gidilmesi değil dostlar.
Yanlış anlaşılmasın. İşlerin bu hale gelmesinin sebebi belki de hiçbir döviz
kazancı faaliyeti olmayan işletmelerin dövizle borçlanmasına göz yumarak ve
yüksek kur düşük faiz politikaları nedeniyle ülkenin ithal cenneti haline
getirilmesidir. Burada amacımız sorumluları bulmak ve cezalandırmak değil tabi
ki.
Şimdi derdimiz anlaşıldı sanırım, peki ne yapmak gerekir?

Yeni MB’sı başkanının ve hükümetin son hamlesi görüldüğü gibi kapitalist
çevrede oldukça pozitif karşılandı. Çünkü 1970’lerden bugüne tüm dünyaya
sistem borçlanarak büyümeyi ve bu sayede ayakta kalmayı cazip kılıyor.
Daha önceki yazılarımızda ısrarla üzerinde durduğumuz bir konuyu yenide
burada tartışmaya açmak faydalı olacak. Borçlanarak hızlı mı büyümeliyiz, öz
kaynaklarımızla sınırlı ancak mutedil mi büyümek gerekir?


Sanırım asıl mesele de bu. Zira maalesef politik kaygılar hızlı büyümenin
cazibesi nedeniyle borçlanmayı sıradan bir olgu gibi karşılıyor. Esasen bana
göre de borçlanmak ta bir sakınca yok. Ancak ne için ve ne kadar borçlanmak
gerektiği doğru analiz edilmelidir.


Eğer liberal ekonomik sisteme ayak uydurmak istiyorsanız borçlanmak ta
sıradan bir olgudur. Burada asıl sorun borçlanarak bulduğun kredi ile ne kadar
katma değer üretebildiğindir. Yani dövizle borçlanırken ürettiğin katma değer
hem borçlanma faizini karşılarken hem de büyümeye katkı sunabiliyor mu?


Dövizle borçlanarak bulunan krediyi hiçbir döviz kazandırıcı katma değeri
olmayan başta inşaat sektörü gibi alanlara kullandıracak olursan maalesef bunu
daha fazla sürdüremezsin. Evet inşaat sektörü belki istihdama en fazla destek
veren, hatta toplumun en mağdur kesimine aş veren, ekmek sağlayan sektörü
olabilir ancak ne olursa olsun buna devam ettiğin sürece borçlanmayı
sürdüremezsin. Bir yerde patlak verir. İşte o aşamaya geldik sanırım.
Düşük kur ve pandeminin sağladığı avantaj sayesinde başta otomotiv başta
imalat sanayinin desteklenmesi doğru bir adımdır, buna devam da edilmelidir.
Ancak asıl mesele insana yatırım yapma zamanı. Bakın yine vurguluyorum artık
kısa süreli planlama kolaycılığı ile küresel aktör olmanız mümkün değil.
Planlamanın bir ayağı hükümetse diğer ayakları da özel sektör, üniversiteler ve
Türk toplumu olmak zorundadır. Bu gemiyi yüzdürmek istiyorsak tüm
paydaşlarıyla beraber asılmamız gerekiyor küreklere.

Sağlıkla kalın dostlar.

Önceki Haber

YAZIKLAR OLSUN SİZ VE SİZİN GİBİ DÜŞÜNENLERE

Sonraki Haber

Tarihte Bugün; 25 Kasım 1922 – Edirne’nin Kurtuluşu.

Ersin Sünbül

Ersin Sünbül

Sonraki Haber
Tarihte Bugün; 25 Kasım 1922 – Edirne’nin Kurtuluşu.

Tarihte Bugün; 25 Kasım 1922 - Edirne'nin Kurtuluşu.

Çok Okunanlar 2

  1. Erdinç says:
    6 yıl önce

    İmf yi bize hortlak ve kan emici diye göstermek doğru olmayan bir davranış ozaman, hocam İmf ile yapılan anlasmalardan kazançlı çıkan kim, İmf ne istiyor açıklarsanız sevinirim, tesekkürler.

    Yanıtla
  2. Murat GÜMÜŞDOĞRAYAN says:
    6 yıl önce

    Sistem ve kavramlar güzel tespit edilmiş. Sorunlar bir şekilde anlatılmış ama bizi bu hale kim, nasıl getirdi? Buralara değinmeden yumuşak bir anlatım olmuş. Biraz daha cesaret ve açıklıkla bu güzel yazılar mükemmel seviyelere ulaşabilir diye düşünüyorum. Saygılarımla Ersin bey.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

  • 137 Takipçi
  • 24k Takipçi
  • 99 Subscribers
  • Tarihte Bugün
  • Çok Okunanlar
  • Yazarlar
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

31 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

30 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

16 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

13 Ekim 2021
UYANIN MİLLET TÜRKLER GELİYOR

KADROSUZLAR

4 Ekim 2021
Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

14 Ekim 2021
İsmail Tekpınar

İsmail Tekpınar (55)

Dr. İdris Tüzün

Dr. İdris Tüzün (41)

Şeyda Erdal

Şeyda Erdal (40)

Esra Çakan

Esra Çakan (38)

E. Enes Kara

E. Enes Kara (32)

Bülent Yıldırım

Bülent Yıldırım (25)

Bayram Baş

Bayram Baş (21)

Alpaslan Talha Akkurt

Alpaslan Talha Akkurt (20)

Murat Kaan ÇELİK

Murat Kaan ÇELİK (19)

Ersin Sünbül

Ersin Sünbül (19)

Serdar Cemal Süzeroğlu

Serdar Cemal Süzeroğlu (13)

Prof. Dr. Emre Güler

Prof. Dr. Emre Güler (12)

Ali Murat Duman

Ali Murat Duman (11)

Zehra Selahattinoğlu

Zehra Selahattinoğlu (9)

Osman Köseoğlu

Osman Köseoğlu (9)

Dr. Adnan Küçük

Dr. Adnan Küçük (7)

Tarık Çelik

Tarık Çelik (7)

Umur Tugay Yücel

Umur Tugay Yücel (2)

Mustafa Öztop

Mustafa Öztop (1)

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
HAYRAT YARDIM İLE SURİYE-CERABLUS İZLENİMLERİ

HER GÜN NAMAZ KILMAK USANÇ VERMİYOR MU?

1 Kasım 2021
Hür Havadis

Kaliteli, doğru, güvenilir haberi sesi olmaya çalışıyoruz.

Bizi Takip Edin

Kategoriler

  • Belediyecilik
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Kültür ve Sanat
  • News
  • Oyun
  • Politika
  • Sağlık
  • Sanat ve Kültür
  • Siyaset
  • Son Dakika
  • Spor
  • Tarihte Bugün
  • Tasavvuf
  • Teknoloji
  • Terör İle Mücadele
  • Türkiye

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021

© 2021 Hür Havadis

Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık

© 2021 Hür Havadis

Hoşgeldiniz

Lütfen bilgileriniz ile giriş yapınız

Şifremi unuttum? Kayıt Ol

Yeni hesap oluşturun!

Kayıt olmak için formu doldurunuz

Tüm alanları doldurun. Giriş yap

Retrieve your password

Şifre değiştirmek için kullanıcı adınızı veya emailinizi girin!

Giriş yap