• Anasayfa
  • Yazarlar
Pazar, 21 Haziran, 2026
  • Giriş
  • Kayıt Ol
Hür Havadis
Advertisement1
ADVERTISEMENT
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
11 °c
Ankara
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Hür Havadis
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Anasayfa Genel

BEN BUNU ONUN YÜZÜNE DE SÖYLERİM!

E. Enes Kara Yazar E. Enes Kara
5 Nisan 2021
Genel
0 0
1
SİYASETÇİ OLMAK
0
PAYLAŞIM
0
GÖSTERİM
Share on FacebookShare on Twitter

Başlık bir yerlerden tanıdık geliyor mu? 

Birisinin arkasından konuşunca, konuşan kişinin kendisini savunmak veya konuştuğu hususun arkasında durmak için söylenen bir ifâdedir bu.  “Peki, yüzüne niye söylemiyorsun, ya da söyledin mi?” diye bir soru sorulduğunda ise, “yüzüne de söylerim” denir yine! 

Evet, konumuz gıybet. Baş belâmız olan gıybet. 

Geçenlerde sosyal medya grubunda bu hususta dertli olan bir kimse şöyle bir başlık açmıştı. 

“Arkadaşlar ben her gün kendime söz veriyorum gıybet yapmayacağım diye hiç farkına varmadan yine yapmışım sonradan çok pişman oluyorum ben, nasıl kurtulurum bu gıybet hastalığından”

Cevaben şöyle bir yorum yapmıştım.  

“Gıybetle ilgili Üstad Bediüzzaman’ın neşrettiği kısa bir yer var onu nefsimize devamlı ders yapmayı tavsiye ederim. Ben şunu fark ettim. Allah gıybeti kardeşinin ölü etini yemeğe benzetirken biz gıybet ederken Kur’an’ın bu bakış açısını aklımızda tutmuyoruz. O yüzden gıybet öncesi gardımızı alıp, nefsi susturmaya çalışmak lazım. Çünkü nefis gıybeti seviyor. Zira gıybetle yani başkasının açığını, yanlışını vs. zikredince nefis oradan hisse alıyor ve kendini temize çıkarıyor. Kanaatimce ayrıca bizde “Müminler kardeştir”  ayetinin inkişaf etmemesinden kaynaklı olarak da gıybet yapıyoruz. Çünkü yanlış yapana acımak, dua etmek lazımken, biz iyice üstüne gidiyoruz. Nasıl kendi âzamız olan midemiz rahatsız olsa midemizin gıybetini yapmıyor onu kötülemiyor çare arıyorsak, mü’min kardeşimiz de bizim bir âzamız olduğunu düşünerek onun da ıslâhına çalışmak lazım. Konu uzun ama bu kadar katkı sağlayayım”  diye yazmıştım.

Evet, orada kısaca bu şekilde özetlediğim bu hususu burada biraz daha işleyelim arzu ettim.

Gıybet mevzusuyla ilgili olarak sosyal medyadaki o serzenişi okuduğum sıralarda  ben de gıybet mevzusuna yönelmiş ve tefekkürlerimi arttırmıştım. Bu esnada nefsimi yokladım, şöyle baktım ki;  içimde ayet-i kerîme’nin benzettiği üzere “ölü kardeşinin etinin yemeğe” yani gıybete karşı olan, olması gereken derecede tiksinti yok. Evet, gıybeti kabul ediyoruz, günah olarak biliyoruz ama ona karşı içimizde bir tiksinti, bir nefret olmasına gelince işte orada galiba sorunlar, sıkıntılar var.  

İçimiz doluyor, daralıyoruz, kendimize haksızlıklar yapıldığını düşünüyoruz ve daha başka başka sebeplerle mü’min kardeşimizin ölü etini yemek demek olan gıybete düşebiliyoruz. 

Burada tabi kî günah olan bir mü’minin sadece arkasından konuşmak değil, onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmak. Çünkü gıybetin özlü tarifi şu şekilde yapılmış : “ Gıybet edilen adam hâzır olsa idi, veya işitse idi, kerâhet (hoş görmeyip)  edip darılacaktı.” 

Demek ki,  bir kimse hakkında arkasından güzel, hoş, hayırlı şeyler konuşmak değil, onu üzecek, niye yüzüme söylemedin dedirtecek şeyler gıybet kapsamına giriyor. Eğer söylenen şeyler onda varsa bu gıybet oluyor, yok olmayan şeyler söylendiğinde ise, Allah korusun “İftira” kapsamına giriyor ki, iki katlı çirkin bir günah oluyor. 

Aslında gıybetin çirkin olduğunu empati yaparak da çok iyi anlayabiliriz. Çünkü gıybet mü’min kardeşinin manevi şahsiyetini, kişiliğini zedelemek, ayetin tabiriyle ifade edersek manevi kişiliğini yemek, dişlemek oluyor. Bunu kim kendisi için ister? 

Bir zaman çalıştığım bir yerde bir arkadaşım geldi ve bana “ya hakkını helal et, senin gıybetini yaptık” dedi. Ben de hemen helal olsun demedim!  Çünkü insan merak ediyor, acaba ne konuştu benim hakkımda da diye. İşte şöyle bir şey deyince, onun gıybetine sebep olan hususun ne için olduğunu da izah ettikten sonra, helal olsun demiştim. 

Helallik istemek de zor bir iş. 

En güzeli hiç helalliğe mecbûr olmamak. Çünkü gıybet ameli değil, salih ameli yok ediyor. Tıpkı ateşin odunu bitirdiği gibi. 

Zaten yarım yamalak, kusurlu amellerimiz var, onu da gıybet ettiğimiz kimselere vermekle kendimizi iyice müflis bir hâle sokmak çok kârı akıl değil. 

Gıybet çirkin, çünkü konuştuğumuz kişinin manevi şahsiyetini zedeliyoruz, sosyal hayattaki dayanışmayı bitiriyoruz, küslüklere sebebiyet veriyoruz, çirkin bir işi yapıyoruz, alçak bir silâhı istimal ediyoruz. 

İyi de hiç mi konuşmayacağız! 

Tabîki konuşulacak,  lakin hayrını konuşacağız ya da susacağız. Susmakta ibadet, susmakta da Allah’ın rızası var. Sadece konuşmakta değil. 

Bir arkadaşım şöyle bir hâtırasını anlatmıştı. Devamlı iş îcâbı beraber olup da  arabayla işlerini takip eden bu iki arkadaş, bir ara demiş ki; “ya biz çok gıybet ediyoruz, bundan sonra etmeyelim.  Sonra bir baktık ikimiz de susmaya başladık, meğersem konuştuklarımızın çoğu gıybetmiş.”  

Evet böyle de bir durum var. Gıybet bizi birbirimize düşürüyor. Soğukluğu arttırıyor, çözüm olmuyor sorun olmaya devam ediyor. 

Gıybet gibi görülen ama dozu, yeri, kişisi, hissiyatı iyi ayarlanmak şartıyla gıybet olmayan yerler var. 

Ulema bu hususu şöyle özetlemiş. 

  • Size bir haksızlık yapılmışsa bu haksızlığı giderecek mercîde ve yetkide olan kişiye, ama işin içine kin ve nefreti sokmadan durumu ve kabahati anlatmak gıybete girmiyor. Tâki çözüm bulunsun.  
  • Meşveretin hakkını vermek için yapılan bir danışma sonucunda diyelim “falan kişiyle ortaklık yapma onun şöyle şöyle halleri var, zarar edebilirsin”  diye yine içinde yalan vs. olmadan yapılan, hak için olan istişare de gıybet olmuyor.
  • Birisini tarif için, dalgaya vurmadan “o kel, topal vs. olan kimse şuraya gitti” gibi  ifadeler için. 
  • Günahını aleni işleyen ve günahtan lezzet alan ve fâsık-ı mütecâhir diye adlandırılan kimselerden sakındırmak açısından yapılan konuşmalar da bu kapmama girmiyor. 
  • Görüldüğü üzere yerine göre konuşuluyor ama bunlar da bir maslahat bir fayda için, içinde garaz olmadan ve öylesine değil.  

Hz. Yakub (as) Hz. Yusuf ile ilgili çok dertlendiği söylenince “(Ben) gam ve kederimi ancak Allah’a şikâyet ediyorum. “ (Yusuf-86)  demiştir. Galiba bizim de en ziyade ihtiyaç duyduğumuz hususlardan birisi de bu olsa gerek. “Hüznümüzü Allah’a açmak, onunla dertlenmek, ona tevekkül ve dua etmek” olan ihtiyacımız. 

Tabi bu arada nelere hüzünlendiğimizi de ayrıca masaya yatırmak lazım. Çoğu “dedi, demedi” tarzındaki söylenenlere de, hüzünlendiğimiz de bir gerçek. 

Gıybeti yapılan bir kimse bunu helal etse, o gıybetten gelecek alacaklı olmaktan daha ziyade sevaba giriyor. Çünkü ayrıca affetme sevabını alıyor. O yüzden helalleşelim. Bizden helallik istenmese bile biz gıyabi olarak helallik verelim. 

Cenâb-ı Hak bizleri kendisi ve kendi davası için hüzünlenen, dertlenen kullarından eyleyip, bilhassa gıybet belasına karşı bizlere merhamet, şuûr ve uyanıklık ihsan eylesin. 

Önceki Haber

Tarihte Bugün; 4 Nisan 1974- Türkiye Hükümeti Ege’nin Yunan Gölü Olmayacağını Sitemle Bildirdi

Sonraki Haber

Tarihte Bugün; 5 Nisan 1925- Kahramanmaraş İstiklal Madalyası Aldı

E. Enes Kara

E. Enes Kara

Sonraki Haber
Tarihte Bugün; 5 Nisan 1925- Kahramanmaraş İstiklal Madalyası Aldı

Tarihte Bugün; 5 Nisan 1925- Kahramanmaraş İstiklal Madalyası Aldı

Çok Okunanlar 1

  1. İsmailhane says:
    5 yıl önce

    Ben gelmedim dava için,
    Benim işim sevgi için,
    Dostun evi gönüllerdir,
    Gönüller yapmaya geldim

    Yani husumete vaktimiz yok muhabbet fedaileriyiz.

    Allah müminler arasında muhabbeti bitirip husumete yol açan bu kötü hasletten hepimizi korusun.
    Amin.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

  • 137 Takipçi
  • 24k Takipçi
  • 99 Subscribers
  • Tarihte Bugün
  • Çok Okunanlar
  • Yazarlar
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

Tarihte Bugün; 31 Ekim 1989 – Turgut Özal 263 Oyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Seçildi

31 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

Tarihte Bugün; 30 Ekim 2015 Sinan Şamil Sam Hayatını Kaybetti

30 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

Tarihte Bugün; 16 Ekim 1730 Sadrazam İbrahim Paşa, Patrona Halil İsyanı’nı Çıkaranların İstekleri Doğrultusunda Padişah III. Ahmet Tarafından Boğdurulmak Suretiyle Katledildi

16 Ekim 2021
Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

Tarihte Bugün; 13 Ekim 1923 TBMM’de Ankara Başkent Olarak Kabul Edilmiştir

13 Ekim 2021
UYANIN MİLLET TÜRKLER GELİYOR

KADROSUZLAR

4 Ekim 2021
Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

Ak Parti Kadın Milletvekillerinden Pursaklar’a Ziyaret

14 Ekim 2021
İsmail Tekpınar

İsmail Tekpınar (55)

Dr. İdris Tüzün

Dr. İdris Tüzün (41)

Şeyda Erdal

Şeyda Erdal (40)

Esra Çakan

Esra Çakan (38)

E. Enes Kara

E. Enes Kara (32)

Bülent Yıldırım

Bülent Yıldırım (25)

Bayram Baş

Bayram Baş (21)

Alpaslan Talha Akkurt

Alpaslan Talha Akkurt (20)

Murat Kaan ÇELİK

Murat Kaan ÇELİK (19)

Ersin Sünbül

Ersin Sünbül (19)

Serdar Cemal Süzeroğlu

Serdar Cemal Süzeroğlu (13)

Prof. Dr. Emre Güler

Prof. Dr. Emre Güler (12)

Ali Murat Duman

Ali Murat Duman (11)

Zehra Selahattinoğlu

Zehra Selahattinoğlu (9)

Osman Köseoğlu

Osman Köseoğlu (9)

Dr. Adnan Küçük

Dr. Adnan Küçük (7)

Tarık Çelik

Tarık Çelik (7)

Umur Tugay Yücel

Umur Tugay Yücel (2)

Mustafa Öztop

Mustafa Öztop (1)

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

Tarihte Bugün; 1 Kasım 1911 – Tarihteki İlk Hava Saldırısı Gerçekleşti

1 Kasım 2021
HAYRAT YARDIM İLE SURİYE-CERABLUS İZLENİMLERİ

HER GÜN NAMAZ KILMAK USANÇ VERMİYOR MU?

1 Kasım 2021
Hür Havadis

Kaliteli, doğru, güvenilir haberi sesi olmaya çalışıyoruz.

Bizi Takip Edin

Kategoriler

  • Belediyecilik
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Kültür ve Sanat
  • News
  • Oyun
  • Politika
  • Sağlık
  • Sanat ve Kültür
  • Siyaset
  • Son Dakika
  • Spor
  • Tarihte Bugün
  • Tasavvuf
  • Teknoloji
  • Terör İle Mücadele
  • Türkiye

Son Haberler

Seçim İçin Son Düzlük! Hayati Kısacıktan TÜRK BADMİNTONU İÇİN 41 PROJE

1 Kasım 2021
Tarihte Bugün; 23 Eylül 1961 THY’nin Kıbrıs-Adana-Ankara Seferini Yapan Uçağı Etimesgut Yakınlarında Karanlıktepe’ye Çarparak Düştü

1 Kasım 1958 – Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?

1 Kasım 2021

© 2021 Hür Havadis

Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık

© 2021 Hür Havadis

Hoşgeldiniz

Lütfen bilgileriniz ile giriş yapınız

Şifremi unuttum? Kayıt Ol

Yeni hesap oluşturun!

Kayıt olmak için formu doldurunuz

Tüm alanları doldurun. Giriş yap

Retrieve your password

Şifre değiştirmek için kullanıcı adınızı veya emailinizi girin!

Giriş yap